Pazartesi, Ekim 15, 2018

İnsan her şeyden önce bir eylem varlığıdır. Bu eylemin “küçük insan” için en önemli parçası fiziksel ya da zihinsel oyundur. Bilişsel, duygusal, sosyal ve motor gelişim için eylem/oyun/hareket kentsel yaşamda etkinlik alanları yok edilen ve kentsel yaşamdan dışlanan çocuklar için daha da önemlidir.

Latince eğlence ve oyun anlamına gelen “disport” kelimesinden doğan spor kelimesinin Latin dillerinde tahammül ve hareket anlamı da vardır. Spor dalları içinde futbol, hareket, zekâ, estetik yanlarıyla dün ve yarının dışında şimdiye ait olandır. Yengi ve yenilgiyi, beğeni ve kritiği, iyi ve güzel olanı alkışlamayı akıl, esneklik, beceri dolu bir sete dönüştürür futbol. Tüm spor dalları içinde herkese ait olandır. Basit olanın güzel ve karmaşık olabildiği yerdir.

Futbol, sınır tanımaz ilişkileriyle herkese aittir. Çocuklar, kurallarını sokakta değiştirebilir, üç korner bir penaltı eder. Atan kazanır.

Kuper’in deyişiyle futbol birçok insan için, ruhlarında dürüst duygular ve insani ilişkilerden oluşan küçük de olsa adacık oluşturmak için tek, hatta bazen de son şans olmuştur.[1]

Umut, değer, övünç ve güven katıcı özellikle futbol oynamak, seyretmek ya da taraftar olmak güçlü çekiminden ötürü geleceğe dair umudun sürdürüldüğü bir alandır. Bir kitle hareketi olarak taraftarlık eğlence, aidiyet ve mizahla buluştuğunda yaşamın tüm renklerine umuda ve hüzne kapı aralar. Büyülü birleştiriciliğiyle futbol ve statlar alternatif taraftarlık kültürüyle birleştiğinde dünyanın kapıları işlevi görebilirler. Yoksulların, dışlanmışların, doğanın, haksızlıkların, sesi duyulmayanların sesini kendi korosuna katabilir. Endüstriyel futbola karşı olan taraftar grupları bu kültürün inşasına emek vermektedirler.

Futbolun bütün oyunlar içerisinde en akıcı, mücadeleye dayalı ve çabuk karar verilmesi gereken yapıya sahip olduğunu ve bu nedenle futbolcuların fiziki dayanıklılıkları kadar ruhsal olarak da dayanıklılıkları önemlidir[2]. Karar verme, yargıda bulunma, tahmin etme ve seçim yapma zorunluluğu olan futbolcu, topla olduğu kadar topsuz alanda da oyunun akışı kurma becerisi de önemlidir.

Futbolun ayakla oynanması diğer oyunlara üstünlüğüdür. Tüm beden tiplerinden insanlar bu özelliği nedeniyle futbol oynayabilir. Bedenin bir mücadele aracı olarak kullanılmasını sağlar. El ve parmaklar, insanın insan oluş sürecindeki önemi ve ayağa göre maharetli oluşu nedeniyle elbette üstündür ama futbolda bu üstünlük ayaktadır. Bu hem yerden hem de havadan topun iletilmesini sağlar.

Futbol kolay oynanabilen bir oyundur. Her yerde ve her büyüklükte saha kurulabilir. Kuralları basittir. Yağmurda, karda, çamurda, çayırda, asfaltta her yerde oynanabilir.

Futbol hareket türü zenginliği barındırır. Futbolcu maç sırasında koşma, atlama, yoğun fiziksel güç kullanma, esneklik, vurma, kestirimde bulunup hedefe nişan alma gibi hareket türlerini kullanır.  Adam eksiltme[3] tabiri bile esneklik, kıvraklık, koşma ve zekâ kombinasyonlarından oluşur. Futbol, mücadele açısından da zengin bir oyundur. Çok bileşenli yapısıyla rakip, seyirci, kendi arkadaşları, hakem, zemin, futbol topu, zaman vs faktörlerin hepsiyle mücadele eder.

Futbol, olasılıkların ve sürprizlerin sonsuzluğuyla çok etkenli bir oyundur. Şansın, tesadüflerin yeri hep vardır. Saniyelerin önemi ve saniyeler içinde sonucu değiştiren bir eylemin olma olasılığı futbolu büyülü yapan öğelerdendir. Teknik sorumlunun müdahaleleri ve oyunu okuması ve bunu seyirciden kabul görmesi ya da görmemesi canlı ve akışkan bir süreç içinde karşılıklı yaşanır.

Olasılıkların ve sürprizlerin sonsuzluğuna karşı kolektif bir etkinlik olmazsa olmazıdır futbolun. Kolektif emek, kolektif zekâ, strateji ve bireysel farklar, yetenekler: İşte bir futbol takımının özeti.

Hep aynı sahada, aynı oyuncularla ve aynı dizilişle oynansa bile sonucun kestirilemeyeceği bir oyundur futbol. Her maç bir birinden farklıdır. Aynı golü iki kez atamazsın ama aynı golü iki kez yersin. Futbol tekrarlardan oluştuğu sanılan bir tekrar edilemezliktir.

Futbol, seyircinin oyunun doğrudan içinde olduğu, oyunla ve takımla doğrudan gönül ilişkisi kurduğu, kurabildiği bir oyundur ve sonuca etki gücü azımsanmayacak derecededir. Bu da futbolun saha dışı sosyal, kültürel, ruhsal dinamikleriyle alakasına delalettir.

Söz söyleme ve özgürce konuşma hakkı elinden alınmış sıradan halk o parasız eğlencede bir ifade biçimi, bir yaşam içeriği bulmuştur. Futbolda kendilerini yeniden buldular. Oyun sevinci içinde, yaratıcı yeteneklerini geliştirmede kendilerini özgür hissettiler. Orada kendi yeteneklerinin farkına vardılar, zekâlarını kanıtlama olanağına kavuştular ve böylece bir kimlik edindiler[4]. Kiliselerin, camilerin, sinagogların, tapınakların birleştiriciliğini aşan bir birleştiricilik ve benzemeyenleri bir araya getiren bir oyundur futbol. Maçı izlerken yumruklarını sıkar, yutkunur, içine zehir akıtır, şapkasını kemirir, dualar ve lanetler okur. Bir anda gırtlağını yırtarcasına haykırır ve yanında “gol” diye bağıran yabancıya sarılır. Bu pagan ritüel boyunca taraftar, topluluğun bir parçasıdır. Binlerce inananla birlikte, en iyi takımın onlarınki olduğuna, tüm hakemlerin satılmış ve tüm rakiplerin şikeci olduğuna kesinlikle inanır[5].

Bir futbol takımı kolektif akla, zekâya, inanca, tarihe ve eyleme dayalı bir örgüt gibidir. futbolun idolleri, ilahları bu kolektif ruh olmadan bir anlam ifade etmezler. Arjantin’in Falkland Savaşı hezimetinden sonra İngiltere’yi yenebildiği alandır. Yoksul halkların çocuklarının zengin kapitalist ulusların kalesine gol atabildikleri tek yerdir.

Futbol kolektivizmi aşırı uzmanlaşmaya karşı iş bölümünün, yeteneğin yanına dayanışmanın konulmasıdır. Şahsi oynayanların takımını oyun içinde göz ardı eden bireyciliğin ve yeteneğin sevilmediği bir spordur. Sıradanlaşmaya karşı zekânın, metalaşmaya karşı taraftarlık kültürü ve hafızanın diri tutulduğu bir oyundur.

 

Geçici örgütsüz taraftar kültürüne karşı bilinçli, dayanışmacı değerlerini belleğinde taşıyan, duyarlı, cinsiyetçi olmayan bir taraftar kültürü için çocuklar sporu sevmeli, futbolu sevmeli. Diktatörlük dönemlerinde toplama kamplarına dönüştürülen statlarda bir başka bir taraftarlık ve kültür için çocuklar futbolu sevmeli.

Bedensel, ruhsal ve sosyal gelişim için çocuklar futbolu sevmeli.

 

MAHMUT YILMAZ

 

[1] Kuper, S.(2003)  Futbol Asla Sadece Futbol Değildir, İletişim Yay. İstanbul.

[2] Huges,C (1983) Futbol Taktikleri ve Eğitim, Hürriyet Ofset Matbaa Aş.,İstanbul

[3] Kızları unutmamak ve tabiri oyuncu eksiltme diye değiştirmek hasıl oldu.

[4] Menotti, C. (1998) Halkın Derinliklerinden Gelen Futbol, Haziran, Papirüs Dergisi

[5] Galeano,E. (1997), Gölgede ve Güneşte Futbol, Can Yayınları, İstanbul.

Banner Content

0 Yorumlar

YORUM YAPIN