Cumartesi, Haziran 23, 2018

“Gurbetçi Kanaryalar”…

Böyle diyordu sabahın köründe Kadıköy sokaklarında, üstümüzde çubuklu, boynumuzda atkımızla dolaşırken bizi görenler….

bir dükkanın önünden geçiyorduk…
Sordu yaşlı bir amca, Kadıköy esnafına;
-bu saatte işleri ne bunların, daha maça çok var…
+amca bunlar gurbetçi kanaryalar İstanbul dışından geliyorlar….
Diyerek cevapladı, sandalyesinden yurdum esnafı…

“gurbetçi kanaryalar”…
Hiç böyle düşünmemiştim kendim ile ilgili.. yüzümde hafif bir tebessüm, içimde ise adını koyamadığım garip bir duygu oluşturdu bu tanım bende..
gurbetçi kanaryalar…..

evet öyleydik.. gurbetçiydik…
Fenerbahçe sevdasını yüzlerce, binlerce kilometre öteden yaşayan insanlardık….

Evet geceden çıkmıştık yola…
senede bir gün dahi olsa görmek için, yüzlerce binlerce insan, dört bir yandan çıkıp gelmiştik…
dilimizde marşlar, ellerde meşaleler..
kim olduğumuz, ne olduğumuz, nereli olduğumuz, ne iş yaptığımız, ana dilimiz, cinsiyetimiz bunların hiçbir önemi yoktu..
üzerimizde çubuklumuz, boynumuzda meşale kokan atkılarımızla biz Fenerbahçeliydik…
ve öylece karıştık kalabalığın arasına….
bütündük aslında…

yani, biz bütündük sanıyorduk…
taa ki Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın 19 mart 2018 tarihinde yaptığı konuşmasında “Fenerbahçe tribünlerinin bölündüğü”nü açıklayana dek….
meğer bölünmüşüz ama haberimiz yokmuş…..

bu açıklama hepimize bir yerlerden tanıdık gelmiyor mu?
Türkiye siyasetinde seçim öncesi ve sonrası sürekli yapılan ayrıştırma, dışlama ve nefret dolu sözlerin başlangıç cümlelerine ne kadar çok benziyor..
Korkarım ki yakında başkanlık seçimi konuşmalarında da “bunlaaaarrr” diye başlayacak cümleler duyacağız….

Sahi bıkmadık mı toplumun her kesiminden insanları alevi, sunni, ateist, kürt, türk vs. diye ayrıştırmaktan.. Bıkmadık da sıra artık tribünlere mi geldi??

Kendinden olmayanı ötekileştirmek, hain, bölücü olarak yaftalamak, suçlamak, dışlamak toplumun refleksleri haline gelmiş ne yazık ki…

Bu açıklamanın ise ucu bucağı yok ve çok tehlikeli bir açıklamadır…

Sizce de, bugün Aziz Yıldırım , Ali Koç tartışması üzerinden, Aziz Yıldırım’ı desteklemeyenler “bölücülük” ile suçlanıyorsa, yarın tribünlerde, mevcut herhangi bir başkanın yada politikacının görüşlerine uymayan insanları da hedef göstermenin ilk adımı değil midir bu???

Sol Açık gibi duruşu belirli olan, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve her türlü etnik, dini ayrıma, ötekileştirmeye karşı kardeşlik çizgisini savunan insanları da tribünlerden çıkartmaya, sadece kendi istedikleri kişileri tribünlere doldurmaya, tribünleri de siyasetin tek tipi olacak şekilde dizayn etmeye yönelik ilk adımın, sesleri gibi gelmiyor mu sizlere de??

Yaşadığı şehirden, oturduğu rahat koltuğundan kalkıp Fenerbahçe’sini desteklemeye gelen insanların bu kadar kolay ayrıştırılmasını ben kabul etmiyorum…
Ülkenin her köşesine sinmiş bu kirli dili kabul etmiyorum..

Bu yüzden şimdi daha yüksek sesle hem ülkede, hem  Fenerbahçe’de ;  diktatörlüğe de, sermaye egemenliğine de hayır diyorum….

Banner Content

0 Yorumlar

YORUM YAPIN