Salı, Aralık 11, 2018

 

Yanılmıyorsam bir Nuri Bilge Ceylan sözüydü; “mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz” demişti…
toplumumuzu en iyi özetleyen cümlelerden biridir bence…

Ben ise ilkokulda ortaokulda yaramaz bir tiptim..
Haliyle etrafımda ne kadar yaramaz, haşarı çocuk varsa onlarla takılırdım..
Sınıfta, okulda olan biten her şey bizden sorulurdu..
Bir de mülayim tipler vardı. kimileri “inek” dediğimiz, çok çalışan başarılı olan tiplerdi, bazıları ise ne inekti ne de bizim gibi yaramaz….

Hatta çok çalışmalarına rağmen asla yüksek not alamazlardı ama karne günü geldiğinde hocanın en yüksek kanaat notu verdiğini gördüğümüzde bizim hedef tahtamız olurlardı..

Çocuklar acımasızdır..
İşte bu çocuklar sınıfta en çok uğraşılan, alay edilen tipler olurdu.. oyunlarda araya alınmaz, en küçük başarısızlıklarında alay edilir, dünya onlara dar edilirdi..
kıskanılırdı çünkü…

İşte Hasan Ali Fenerbahçe’de böyle bir çocuk…
Çok çalışıp elinden geleni yapsa da, asla bir yıldız olarak görülmüyor…
Kanaat notu ile notunu yükseltmeye çalışıyor, çabalıyor ama yaranamıyor…

zordur bu ülkede Hasan Ali olmak…
Başını eğip, kulaklarını tıkayıp, elinden geleni yapmak, zordur.. Çünkü sürekli bir baskı vardır üzerinizde..
İş yerinde en çok mesaiye kalıp, özveri ile çalışan tüm alın terini yaptığı işe döken ama sonunda tebrikleri başkasının aldığını uzaktan seyreden insanlardandır..
Oysa sadece bir küçük teşekkür beklerler bu insanlar…
Olmayınca da içine kapanmaya, biriktirmeye, kendi kendisini yemeye, insanları anlamamaya,kızmaya başlarlar..
Yine de etrafına bir şey belli etmeden işini yapmaya devam ederler..

Hasan Ali Fenerbahçe’de formasının kıymetini bilen oyunculardandır..
Oysa hep yeteneği, yaptığı hataları vuruldu yüzüne, ıslıklandı, sosyal medyada eleştirildi, küfür yedi..
Hem de kim tarafından?
Formasını terlettiği camianın taraftarları tarafından..

Bu artık öyle bir psikolojik linç halini aldı ki, benim gözlemlediğim kadarıyla Hasan Ali’yi eleştirmek bir tür refleks halini aldı..
Gol atamayan forvetten, yenilen hatalı gollerden kısacası kötü giden her şeyin sorumlusu Hasan Ali olarak görüldü…

Çünkü Hasan Ali susuyordu..
kimseye cevap vermiyordu..
hatayı kendinde arıyor, yaz tatillerinde bile çalışıyor cevabını sahada vermek istiyordu…
kısacası bizim topluma göre yanlış yapıyordu..

Oysa ne kadar kötü oynarsa oynasın; sahaya çıkıp, rakip oyunculara sataşması, kavgada en önde olması, hakeme sürekli itiraz etmesi, sosyal medyadan ona buna sataşması tüm hatalarını unutturacak, taraftarın gazını alacak hareketlerdi..
Yapmadı…

Başını öne eğdi.. çalışmaya, sahada elinden geleni yapmaya devam etti..
Ve 24.09.2018 akşamı oynanan Fenerbahçe Bjk maçında elinden gelenin en iyisini yaptı..
Fenerbahçe’nin çektiği 7 isabetli şutun 4’ünü Hasan Ali çekmiş, bir topu direkten dönmüş ve bir de golün asistini yapmış, her 2 takım adına da sahanın en verimli ismi olmuştu..

Maç sonu açıklaması ise sitem doluydu;
“son zamanlarda çok eleştiri aldım. istatistik her şey değil ama bazen de çok şey anlatır. oynadığım maç sayısı, yaptığım asist sayısı ve Türkiye ortalaması belli. elimizdekinin kıymetini bilelim. ben de makine değilim. çok çalışıyorum. elbette ben de yoruluyorum. demek ki dinlenmiş olunca böyle bir performans ortaya çıkıyor”…

Sizleri bilmem ama ben bu açıklamayı gözlerim dolarak dinledim…
Aldığı tüm eleştirileri kalbine gömmüş, susmuş bir insan makine olmadığını ve çok çalıştığını söylüyordu…
Ve en önemlisi “elimizdekinin kıymetini bilelim” diyordu…

Yıllarca vefasıyla anılan Fenerbahçe taraftarına söylüyordu bunu ve işin trajik yanı haklıydı da…

İşte bu yüzden, ne olursa olsun, ne kadar kötü günler geçirsek de, bir duvar yazısında yazdığı gibi;
KIYMETİNİ BİLİN FENERBAHÇE’NİN“…..

Banner Content

0 Yorumlar

YORUM YAPIN