UEFA Türkiye’ye “bir şekilde” gelir, neler oluyor bakalım burada diyerek sorular sorar. Savcı ve TFF Fenerbahçe’nin suçlu olduğuna inandıklarını fakat ülkedeki sistemin hemen küme düşürmelerine müsaade etmediğini söyler. UEFA bunun üzerine standard ve geçmişte de uyguladığı sistemi TFF’ye açıklar. “Eğer Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne girerse biz de kendi soruşturmamızı yaparız ve suçlu bulursak kendi cezamızı veririz. Bunun olmasını istemiyorsanız ya Fenerbahçe çekilmeli ya da siz Fenerbahçe’yi men etmelisiniz” der. Bu aslında Fenerbahçe’nin isteyeceği bir uygulamadır, sistemin dışında bir kurum tarafından yargılanmak. UEFA soruşturmasını yapsaydı neler olurdu bilemeyiz. Kendi kurumlarınca suçlu bulunan ama UEFA nezdinde bir suçu tespit edilemeyen kulüpler oldu. Bunun tam tersi de yaşandı. Ama suçu tespit edilmeden kimseye bir yaptırım uygulanmadı.

TFF bunu yani UEFA’nın kendi soruşturmasını yapmasını istemez ve Fenerbahçe’den Şampiyonlar Ligi’nden çekilmesini talep eder. Bu talep kabul görmeyince de Fenerbahçe’yi UEFA’yı öne sürerek Şampiyonlar Ligi’nden men eder. Oysa 23 Ağustos tarihinde yani UEFA’nın Fenerbahçe ile ilgili yazısını TFF’ye gönderdiği söylenen gün Mehmet Ali Aydınlar “UEFA duruma el koydu diyemeyiz, sadece gelip bilgi aldılar.” açıklamasını yapmıştır. Bir sonraki gün ise, UEFA kaynaklarından Fenerbahçe’nin kura çekimine katılacağı bilgisi gelmişken, aynı gün içinde “uluslararası kurumlar önemli” açıklaması yapan Cumhurbaşkanı ile görüşen TFF, UEFA’nın talebi üzerine Fenerbahçe’yi men ettiğini açıklar.

Ama Fenerbahçe’yi UEFA men etmemiştir. Trabzonspor ve Beşiktaş’ın devam ettiği yerde Fenerbahçe’nin men edilmesi gibi bir kararın UEFA’dan çıkmış olmasına imkan yoktur. Hele ki böyle bir kararı dün Mehmet Ali Aydınlar’ın söylediği gibi gazete haberlerine bakarak alması mümkün değildir.

TFF ve savcılık Fenerbahçe’nin suçlu olduğunu UEFA’ya bildirmiştir. Bu UEFA açıklamasında geçen “the decision of the Turkish Football Federation to withdraw Fenerbahçe SK from the UEFA Champions League 2011/12 due to the fact that the club has been involved in match-fixing” cümlesi bunu açıkça göstermektedir. TFF hükmünü vermiştir ve bunu savcı ile birlikte UEFA’ya bildirmiştir. UEFA da “eğer şike varsa ya Fenerbahçe dışarıda kalsın ya da biz de soruştururuz” demiştir. TFF de bu soruşturmanın yapılması yerine Fenerbahçe’yi men etmeyi tercih etmiştir. Ve bunu son dakikada yaparak tüm itiraz haklarının da önüne geçmiştir.

Mehmet Ali Aydınlar net olarak “Fenerbahçe genel kurul yapıp tutuklu olan yöneticileri ile bağını koparsaydı Şampiyonlar Ligi’ne gidiyor olurdu” dedi. Yani Fenerbahçe suçsuzluğunu savunduğu için, yöneticilerinin içeride haksız yere tutulduğunu düşündüğü için cezalandırıldı.

Çok şey oldu, çok haksızlıklar yaşandı ama 3 Temmuz’da olanlar çok büyük darbe oldu.UEFA değil ama TFF Fenerbahçe’ye çok ağır ve yanlış bir ceza verdi ve o dönem TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlardır; Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ise şike soruşturması sebebiyle hapistedir. O zamanlar biz şike yapmadıkı,yıkılmayan son kale Fenerbahçe diyen Fenerbahçe Başkanı cezayı bugün kesmiştir ama ne TFF ne UEFA ne de MAA’ya ; en büyük ceza Fenerbahçe Camiasına kesilmiş; Fenerbahçe formasına Mehmet Ali Aydınlar’ın Acıbadem’i 6 yıllık sponsor olmuştur.

O günlerden bu güne bizde kalan ise hala genzimizi yakan biber gazı,polis jopu,12 Mayıs’ta Fenerbahçe taraftarına linç girişimi ve Fenerbahçeli olduğumuz için bize reva görülen her türlü aşağılanmadır…

 

0 Yorumlar

YORUM YAPIN